Deniz Suyu Arıtma Sistemleri: Sahadaki Gerçekler
- Mühendislik Tecrübeleri ve Pratik Yaklaşımlar
Türkiye’nin kıyı bölgelerinde suyun durumu mevsimden mevsime değişiyor. Yazın nüfus artıyor, kullanım ikiye katlanıyor, bazı yerlerde ise kaynaklar zaten sınırlı. Böyle olunca deniz suyunu güvenilir bir taze su kaynağına dönüştürmek artık lüks değil, neredeyse zorunluluk hâline geldi. Biz de Vatek olarak yıllardır sahada kurduğumuz sistemlerle bu ihtiyaca cevap vermeye çalışıyoruz.
Deniz suyu, kâğıt üstünde basit görünse de pratikte oldukça zorlu bir kaynak. Tuz oranı yüksek, organik yük mevsime göre değişiyor, yosunlaşma çok etkiliyor… Yani bir tesisin sadece ters osmoz ünitesinden ibaret olmadığını, sistemin asıl başarısının doğru analiz, doğru ön arıtma ve doğru işletme üçlüsünden geldiğini her projede tekrar tekrar görüyoruz.
Bir tesis genelde şu adımlarla çalışır:
1. Su Alımı
Kıyıya yakın bölgelerde yüzeyden alım yapılır. Açık alım olan yerlerde mevsimsel yosun, akıntı değişimleri büyük fark yaratır. Tasarımda en çok buraları tartışırız.
2. Ön Arıtma
Multimedia filtreler, kartuş filtreler, gerekirse kimyasal dozajlama…
İyi ön arıtma olan tesislerde membranlar yıllarca sorunsuz çalışabiliyor. Bu çok net bir saha gözlemimiz.
3. Yüksek Basınç ve RO Ünitesi
Deniz suyunu ayırmak ciddi basınç ister. Tuzluluk ve sıcaklık değerlerine göre projeden projeye değişir. Burada amaç gereksiz enerji harcamadan en verimli basınca ulaşmak.
4. Son İşlem (Post-Treatment)
RO çıkışı çok düşük mineralli olur. Kullanım amacına göre pH ayarı veya mineral ekleme yapılır.
5. Atık Su Yönetimi
Konsantre tuzlu su denize geri verilir ama her yere değil; akıntı yönü, derinlik ve deşarj noktası çevresel etkiyi belirler.
Stabil işletme
Verimli basınca ulaşmak
Ters Osmoz
Ters Osmoz Teknolojisinin İncelikleri
RO sistemleri dışarıdan basit görünse de içerde her şey birbirine bağlıdır: membran tipi, suyun tuzluluğu, sıcaklık, basınç, debi…
Sahada yaz aylarında sıkça şuna rastlarız: “Su ısındığı için basınç aynı kalsa bile performans hafif değişiyor.” Bu nedenle sistemi tasarlarken mevsim aralığını mutlaka hesaba katarız.
Projelerde kendimize şu soruları sormadan ilerlemeyiz:
- Su kaynağı yaz-kış nasıl değişiyor?
- Filtrasyon adımları sahada kolay yönetilebilir mi?
- İşletme ekibinin deneyimi yeterli mi, yoksa eğitim gerekir mi?
Bu sorular atlanırsa, tesis devreye alındıktan sonra sürpriz çıkması kaçınılmaz oluyor.
Enerji Tüketimi ve Verimlilik
Deniz suyu arıtmanın en büyük maliyeti enerjidir. Bu nedenle enerji geri kazanım cihazları kritik önem taşır. Brine hattındaki basıncın geri kazanılması işletme maliyetini ciddi düşürür. Küçük tesislerde her zaman bu yatırım yapılmayabiliyor ama uzun vadede çoğu zaman kendini amorti ediyor. Biz sahada genellikle “işletme süresine göre en mantıklı çözüm” yaklaşımını kullanıyoruz.
Sahada Edindiğimiz Deneyimler
İyi bir RO tesisinin başarısı sadece tasarımda değil, devreye alma sürecindedir. Membranların ilk ıslatma adımı, filtrasyon basınç farklarının takibi, kimyasal pompaların ayarı ve işletme ekibinin eğitimi… Sahada bu adımları atlayan tesislerin ileride mutlaka sorun yaşadığını görüyoruz.
Bizim için denklem basittir: İyi tasarım + doğru devreye alma + düzenli takip = Kararlı performans
Kapasite ve Sistem Boyutlandırma
Deniz suyundan günde ne kadar su elde edileceği sadece membran sayısıyla değil, deniz suyunun tuzluluk oranı , sıcaklık, pik kullanım saatleri ve enerji maliyetiyle doğrudan ilişkilidir. Sahada en sık aldığımız sorulardan biri şudur: “Günde 50–100–500 ton üretim yeterli olur mu?”
Bu soruya her projede farklı cevap veririz çünkü: 1. Yaz nüfusu ile kış nüfusu arasında uçurum olabilir. 2. Otellerde sabah ve akşam pik saatleri tasarımı belirler. 3. Endüstriyel kullanımda proses suyu, içme suyu ve servis suyu ihtiyaçları farklıdır. 4. Sıcaklık arttıkça suyun viskozitesi düşer ve membran verimi değişir.
Bizim yaklaşımımız net: Önce tüketim-profil analizini çıkarır, sonra buna uygun RO kapasitesini belirleriz.
Korozyon, Malzeme ve Dayanılılık
Deniz suyu ekipman için agresif bir ortamdır. Sahada en sık karşılaşılan hatalardan biri “ucuz malzeme tercih etme” eğilimidir.
Kısa vadede tasarruf gibi görünür; ama 2–3 yıl içinde boru hatları, vana gövdeleri, tank içleri ciddi şekilde etkilenir. Tesisin ömrüne göre GRP borular, deniz suyuna dayanıklı paslanmaz çelikler veya özel kaplamalı tanklar kullanılabilir. Bu seçim, kaynak analizinden bağımsız yapılırsa uzun vadede masraf artar.
Deniz Arıtma Nerelerde Uygulanır?
Bu sistemleri özellikle şu alanlarda yaygın olarak kullanılır: Oteller ve tatil köyleri, endüstriyel tesisler, balık çiftlikleri, gemiler ve offshore platformları, kıyı belediyeleri, kampüs ve resort projeleri, turizm tesisleri, marinalar ve limanlar, askeri üsler, ada yerleşimleri, afet ve acil durum alanları
Vatek’in Çözüm Yaklaşımı
Her projede izlediğimiz standart yol şudur:
1. Ham suyu analizinin yapılması veya mevcut analizlerin doğrulanması
2. Detaylı ön arıtma tasarımı (yaz-kış senaryolu)
3. Enerji tüketimi projeksiyonu ve geri kazanım seçeneklerinin değerlendirilmesi
4. Devreye alma + yerinde eğitim
5. İlk aylarda yakın teknik takip
6. İstenirse uzaktan izleme / telemetri seçenekleri
İşletme ve Bakım Maliyetleri Neye Göre Belirlenir?
Doğru tasarlanmış tesislerde kimyasal ve enerji tüketimi ciddi oranda düşer. Deniz suyu tesislerinde tipik işletme kalemleri:
- Kimyasal tüketimi (antiskalant, klor, pH düzenleyiciler)
- Kartuş filtre değişimi
- CIP temizlik kimyasalları
- Enerji tüketimi
- Pompa ve valf bakımları
- Membran değişim periyotları
Sık Sorulan Sorular?
Denize verilen atık su çevreye zarar verir mi?
Uygun derinlik ve akış tasarımı yapılırsa minimum düzeyde tutulur. Bu aşama projede çok dikkat gerektirir.


